1. Para her kapıyı açar ama kilitleyemez
  2. Kayınpederin bağışlarıyla olunan müdürlükle, ancak bu kadar…
  3. “Ya ben yaparım ya da kimseye yaptırmam”
  4. Zaferin şekillendiği ve sonuçlandığı şehir: Uşak
  5. Kent konseyi bu sefer de çöpe gidecek, ona yanarım
  6. Ah şu iftiracı, sözde gazeteciler var ya :)
  7. Ezikliği militanlıkla kapatmaya çalışmak
  8. Ağlayabilmeyi öğrenemedik ve bir de paylaşabilmeyi
  9. Açık ara yenildim, rakibimi tebrik ediyorum
  10. Temel stratejimiz; proje, organizasyon ve iletişim
  11. Proje üretip çalışmak ve herkesle iletişimde olmak niyetimiz
  12. Derdimi anlatmak istedim, kimseye anlatamadım
  13. Tarafsız gazeteci ol ama yaşamak için taş kemir
  14. Savaş: Uluslararası arenada tanınan bir üniversite olmak istiyoruz
  15. Belediye Meclisinde sürpriz istifa
  16. Demokrasiye ne gerek var, şehir için en iyisini biz yaparız
  17. Sorunun değil çözümün parçası olmalıyız
  18. Olumsuzluğu fırsata çevirebilmektir asıl marifet
  19. Hep aynı soru: Turist gelirse nerede misafir edeceğiz?
  20. Suyumuzun üçte biri kayıp kaçağa gidiyor
  21. Valimizden son bir talebimiz olacak
  22. Fahrettin Başkanın karnesi…
  23. Tarihi caddeyi asfaltla kaplamak Uşak’a yakışmaz
  24. İl başkanlarının zayıflığı şehir siyasetini de zayıflatıyor
  25. Adıgüzel Baraj Gölü’ndeki canlı hayatı tehlike altında
  26. Uşak; dışa açılmayı seven, davetkar bir şehirdir
  27. Uşak’taki bu saklı güzelliği görmek için acele edin
  28. Adıgüzel Barajı’ndaki kartpostal gibi manzara sizi bekliyor
  29. Otel alanındaki çalışma, parkın müjdesi mi?
  30. Çakın: 23 Nisan, çocuklarımıza olan güvenin ifadesidir
  31. Belediyedeki soruşturma, sürpriz isimlere de sıçrar mı?
  32. Karahan: Uşak zor bir şehir, hissetmeden, görmeden teveccüh etmiyor
  33. İbrahim Tahtakılıç’ın kemikleri sızlıyor
  34. Ne meddahlık ne de savcılığa soyunmaktır gazetecilik
  35. Mehmet Sezer: Belediye STK’larla uyum içinde hareket etmeli
  36. İrtibatı koparmayalım
  37. Fevzi Ünlü: Şehir idarecilerine ulaşmak bu kadar zor olmamalı
  38. Ne olacak bizim gazetecilerin bu garip halleri?..
  39. Gümüş: Belediye başkanımız başarılı ama ekipteki arkadaşlar nahoş işlerle gündeme geliyor
  40. Anlaşılan, kentsel dönüşüm daha çok başımızı ağrıtacak…
  41. Pala: Uşak için yapılacak her çalışmada seve seve görev alabilirim
  42. Nerede, nerede, nerede? Ben nerde yanlış yaptım?
  43. Güneş: Uşak’tan Kılıçdaroğlu’na malzeme çıkmaz
  44. Ne öğrendik biz Kılıçdaroğlu’nun şehrimize gelmesinden?
  45. Poyraz: EKO TEKS sertifikası ile üretim yapan Ege’de tek firmayız
  46. Motorları maviliklere sürelim, güzel güneşli günler için
  47. Uysal: Ülkemizdeki hızlı gelişimin gerisinde kaldık
  48. İsmetpaşa Caddesi’ndeki yenileme estetik ve de kalıcı olsun
  49. Karahan: Uşak’ın en büyük derdi, derdini anlatamamak
  50. Var mısınız şehrimizi bahara hazırlamaya?
  51. Gür: Belediye 18.maddeyi uygulamaktan çekinmemelidir
  52. Verdiğimiz emek kadardır, şehre olan sevgimiz…
  53. Mehmet Çakın: Belediye artık daha itibarlı
  54. Kentsel dönüşüm alanı bahara umutlu girsin
  55. Aloğlu: Sağlık çalışanları hem yoruldu hem de çok ezildi
  56. Yalım: Havaalanını ve kapalı fabrikaları acilen açmalıyız
  57. 2020 sıkıntılı geçti, 2021’den umutluyuz
  58. Kahraman: Şehrin takıma sahip çıkmasını istiyoruz
  59. Masaya bir de “sivil mantık” koysak…
  60. Altay: Sahip olduğumuz potansiyelin farkına varmalıyız
  61. Yenilenerek ve tazelenerek giriyoruz yeni yıla
  62. Karahan: Hakaret etmeden de eleştiri yapılabileceğini gösterdik
  63. Aşçı: Muhalif şehir olmamız, ilk defa Menderes’le işe yaradı
  64. Karabacak: Şehirler kurtlar sofrası gibi, herkes kapabildiğini yemek derdinde
  65. Şehir adına reklamın iyisi kötüsü olur mu? Tabi ki olur
  66. Memiş: Pandemi süreci iyi yönetilemedi, veriler saklandı
  67. Şehrimizi tanıtırken biz nerede yanlış yapıyoruz?
  68. Tarhana festivali Uşak’a hayırlı uğurlu olsun
  69. Dilsiz: Tarhana Uşak’ta değişimin motoru olabilir
  70. Uşak’ı telefon reklamına taşıyan gizli kahraman
  71. Ceylaner: İyi niyetliyiz, naifiz, şeffafız ve eleştiriye açığız
  72. Nasıl olacak bu güce yakın olma arzumuz?
  73. Sezer: İnsan önce yaşadığı şehri sevmeli, şehri için dertlenmeli
  74. Şehir olarak sürekli keşfedilmeyi mi bekleyeceğiz?
  75. Doruk: Bilgi ve birikimimizin şehirde karşılık görmesini istiyoruz
  76. Şehirler de karantinaya girer mi? Girer…
  77. Sahip çıkmazsak Millet Bahçesi, hükümet bahçesi olacak
  78. Öntuğ: Şecerenameler sanayinin Uşak’ta derin köklere dayandığını gösteriyor
  79. Çöp depolama alanına konut yapılacağı iddiası doğru mu?
  80. Demir: Bu şehirde yaşayan herkes bu şehri sahiplenmeli
  81. Liyakatsizliğe de level atlatan kifayetsiz muhterisler
  82. Duygu: Daha iyi bir şehir yönetimi için istişare kanalı açık olmalı
  83. Bu şehrin senin gibi abilere ihtiyacı var
  84. Uşak Şehir Dergisi 24. Sayı
  85. Savaş: Üniversite ve şehir işbirliği için tek yürek olmalıyız
  86. Soytarıyı gazeteciden ayırabilmektir önemli olan…
  87. Turan: Şehirlere mutlaka kadın eli değmeli
  88. Ne olacak bu UMPAŞ’ın hali?
  89. Savaş: Şehir olarak en büyük problemimiz planlama
  90. Her yeni müze, hafızamıza ve geleceğimize yapılan en büyük yatırımdır
  91. Altay: “Geri dönüşüm şehri” yeni çıkış noktamız ve tanıtım sloganımız olmalı
  92. Zafer Yolu Projesi, bölgesel birlikteliğimize destek olacak
  93. Samancı: Yanlış olana itiraz ediyor, doğru bulduğumuza destek veriyoruz
  94. Zaferler, sahip çıkıp aktarabildiğimiz sürece anlamlıdır
  95. Çakın: Ortak akılla birlikte yürümeye çaba sarf ediyoruz
  96. Var mısınız; yeni yılda yenilenmeye ve tazelenmeye?
  97. Şehre dair hikâyesi olan herkesi dinlemeye hazırız!
  98. Fırsat eşitliği diye çıktı, fırsat eşitsizliğine döndü
  99. Sevilip emek verilen her iş, şehri dünyaya açar
  100. Otel olayında kamu menfaati şahsi menfaate feda edilmiş
  101. Şehre dair rüyalarımız da güzeldir bizim
  102. Yaptığınız işteki başarı gösterir şehre olan sevdanızı
  103. Uşaklı ne istiyor ve neyi destekliyor?
  104. Kazanılan başarı şehir adına bizleri umutlandırdı
  105. Sorunun değil, çözümün parçası olmak hedefimiz
  106. Şehrin derdinden şehrin insanı anlar
  107. Şehre DEVA olabilecek mi konuşulan isimler?
  108. Konuşabilmek gelişmenin ön şartı değil midir?
  109. Uşak’ın nesi meşhur? Daha doğrusu meşhur mu?
  110. Şehre olan sevdamızdır bizi bu yola çıkaran
  111. Anlayabildiğimiz ölçüde olacak, Ramazan ayından kazancımız
  112. İşimiz deveye hendek atlatmaktan zor
  113. Kent konseyi bugün çalışmayacaksa ne zaman çalışacak?
  114. Coronanın unutulan vefalı kahramanları
  115. Yine yaptığı iyiliklerle hatırlanacak bu şehir
  116. İyilik yap iyilik bul
  117. Hepimize düşen aklıselim davranmak…
  118. Gürültü kirliliği bu yaz da kaderimiz olmasın
  119. UMPAŞ’ta en kötü senaryo gündemde
  120. Şehrin birlik fotoğrafında eksiklik yok mu?
  121. Yatırım şehri nasıl oldu da faize yöneldi?
  122. Sahi siz bu şehri seviyor musunuz?
  123. Önce alamet-i farikamızı belirlemede birlik olalım
  124. Birlik olmamız zor ama imkânsız değil
  125. Şehirden özür dileyebilmek de bir icraattır!
Cuma, Eylül 24, 2021
  1. Para her kapıyı açar ama kilitleyemez
  2. Kayınpederin bağışlarıyla olunan müdürlükle, ancak bu kadar…
  3. “Ya ben yaparım ya da kimseye yaptırmam”
  4. Zaferin şekillendiği ve sonuçlandığı şehir: Uşak
  5. Kent konseyi bu sefer de çöpe gidecek, ona yanarım
  6. Ah şu iftiracı, sözde gazeteciler var ya :)
  7. Ezikliği militanlıkla kapatmaya çalışmak
  8. Ağlayabilmeyi öğrenemedik ve bir de paylaşabilmeyi
  9. Açık ara yenildim, rakibimi tebrik ediyorum
  10. Temel stratejimiz; proje, organizasyon ve iletişim
  11. Proje üretip çalışmak ve herkesle iletişimde olmak niyetimiz
  12. Derdimi anlatmak istedim, kimseye anlatamadım
  13. Tarafsız gazeteci ol ama yaşamak için taş kemir
  14. Savaş: Uluslararası arenada tanınan bir üniversite olmak istiyoruz
  15. Belediye Meclisinde sürpriz istifa
  16. Demokrasiye ne gerek var, şehir için en iyisini biz yaparız
  17. Sorunun değil çözümün parçası olmalıyız
  18. Olumsuzluğu fırsata çevirebilmektir asıl marifet
  19. Hep aynı soru: Turist gelirse nerede misafir edeceğiz?
  20. Suyumuzun üçte biri kayıp kaçağa gidiyor
  21. Valimizden son bir talebimiz olacak
  22. Fahrettin Başkanın karnesi…
  23. Tarihi caddeyi asfaltla kaplamak Uşak’a yakışmaz
  24. İl başkanlarının zayıflığı şehir siyasetini de zayıflatıyor
  25. Adıgüzel Baraj Gölü’ndeki canlı hayatı tehlike altında
  26. Uşak; dışa açılmayı seven, davetkar bir şehirdir
  27. Uşak’taki bu saklı güzelliği görmek için acele edin
  28. Adıgüzel Barajı’ndaki kartpostal gibi manzara sizi bekliyor
  29. Otel alanındaki çalışma, parkın müjdesi mi?
  30. Çakın: 23 Nisan, çocuklarımıza olan güvenin ifadesidir
  31. Belediyedeki soruşturma, sürpriz isimlere de sıçrar mı?
  32. Karahan: Uşak zor bir şehir, hissetmeden, görmeden teveccüh etmiyor
  33. İbrahim Tahtakılıç’ın kemikleri sızlıyor
  34. Ne meddahlık ne de savcılığa soyunmaktır gazetecilik
  35. Mehmet Sezer: Belediye STK’larla uyum içinde hareket etmeli
  36. İrtibatı koparmayalım
  37. Fevzi Ünlü: Şehir idarecilerine ulaşmak bu kadar zor olmamalı
  38. Ne olacak bizim gazetecilerin bu garip halleri?..
  39. Gümüş: Belediye başkanımız başarılı ama ekipteki arkadaşlar nahoş işlerle gündeme geliyor
  40. Anlaşılan, kentsel dönüşüm daha çok başımızı ağrıtacak…
  41. Pala: Uşak için yapılacak her çalışmada seve seve görev alabilirim
  42. Nerede, nerede, nerede? Ben nerde yanlış yaptım?
  43. Güneş: Uşak’tan Kılıçdaroğlu’na malzeme çıkmaz
  44. Ne öğrendik biz Kılıçdaroğlu’nun şehrimize gelmesinden?
  45. Poyraz: EKO TEKS sertifikası ile üretim yapan Ege’de tek firmayız
  46. Motorları maviliklere sürelim, güzel güneşli günler için
  47. Uysal: Ülkemizdeki hızlı gelişimin gerisinde kaldık
  48. İsmetpaşa Caddesi’ndeki yenileme estetik ve de kalıcı olsun
  49. Karahan: Uşak’ın en büyük derdi, derdini anlatamamak
  50. Var mısınız şehrimizi bahara hazırlamaya?
  51. Gür: Belediye 18.maddeyi uygulamaktan çekinmemelidir
  52. Verdiğimiz emek kadardır, şehre olan sevgimiz…
  53. Mehmet Çakın: Belediye artık daha itibarlı
  54. Kentsel dönüşüm alanı bahara umutlu girsin
  55. Aloğlu: Sağlık çalışanları hem yoruldu hem de çok ezildi
  56. Yalım: Havaalanını ve kapalı fabrikaları acilen açmalıyız
  57. 2020 sıkıntılı geçti, 2021’den umutluyuz
  58. Kahraman: Şehrin takıma sahip çıkmasını istiyoruz
  59. Masaya bir de “sivil mantık” koysak…
  60. Altay: Sahip olduğumuz potansiyelin farkına varmalıyız
  61. Yenilenerek ve tazelenerek giriyoruz yeni yıla
  62. Karahan: Hakaret etmeden de eleştiri yapılabileceğini gösterdik
  63. Aşçı: Muhalif şehir olmamız, ilk defa Menderes’le işe yaradı
  64. Karabacak: Şehirler kurtlar sofrası gibi, herkes kapabildiğini yemek derdinde
  65. Şehir adına reklamın iyisi kötüsü olur mu? Tabi ki olur
  66. Memiş: Pandemi süreci iyi yönetilemedi, veriler saklandı
  67. Şehrimizi tanıtırken biz nerede yanlış yapıyoruz?
  68. Tarhana festivali Uşak’a hayırlı uğurlu olsun
  69. Dilsiz: Tarhana Uşak’ta değişimin motoru olabilir
  70. Uşak’ı telefon reklamına taşıyan gizli kahraman
  71. Ceylaner: İyi niyetliyiz, naifiz, şeffafız ve eleştiriye açığız
  72. Nasıl olacak bu güce yakın olma arzumuz?
  73. Sezer: İnsan önce yaşadığı şehri sevmeli, şehri için dertlenmeli
  74. Şehir olarak sürekli keşfedilmeyi mi bekleyeceğiz?
  75. Doruk: Bilgi ve birikimimizin şehirde karşılık görmesini istiyoruz
  76. Şehirler de karantinaya girer mi? Girer…
  77. Sahip çıkmazsak Millet Bahçesi, hükümet bahçesi olacak
  78. Öntuğ: Şecerenameler sanayinin Uşak’ta derin köklere dayandığını gösteriyor
  79. Çöp depolama alanına konut yapılacağı iddiası doğru mu?
  80. Demir: Bu şehirde yaşayan herkes bu şehri sahiplenmeli
  81. Liyakatsizliğe de level atlatan kifayetsiz muhterisler
  82. Duygu: Daha iyi bir şehir yönetimi için istişare kanalı açık olmalı
  83. Bu şehrin senin gibi abilere ihtiyacı var
  84. Uşak Şehir Dergisi 24. Sayı
  85. Savaş: Üniversite ve şehir işbirliği için tek yürek olmalıyız
  86. Soytarıyı gazeteciden ayırabilmektir önemli olan…
  87. Turan: Şehirlere mutlaka kadın eli değmeli
  88. Ne olacak bu UMPAŞ’ın hali?
  89. Savaş: Şehir olarak en büyük problemimiz planlama
  90. Her yeni müze, hafızamıza ve geleceğimize yapılan en büyük yatırımdır
  91. Altay: “Geri dönüşüm şehri” yeni çıkış noktamız ve tanıtım sloganımız olmalı
  92. Zafer Yolu Projesi, bölgesel birlikteliğimize destek olacak
  93. Samancı: Yanlış olana itiraz ediyor, doğru bulduğumuza destek veriyoruz
  94. Zaferler, sahip çıkıp aktarabildiğimiz sürece anlamlıdır
  95. Çakın: Ortak akılla birlikte yürümeye çaba sarf ediyoruz
  96. Var mısınız; yeni yılda yenilenmeye ve tazelenmeye?
  97. Şehre dair hikâyesi olan herkesi dinlemeye hazırız!
  98. Fırsat eşitliği diye çıktı, fırsat eşitsizliğine döndü
  99. Sevilip emek verilen her iş, şehri dünyaya açar
  100. Otel olayında kamu menfaati şahsi menfaate feda edilmiş
  101. Şehre dair rüyalarımız da güzeldir bizim
  102. Yaptığınız işteki başarı gösterir şehre olan sevdanızı
  103. Uşaklı ne istiyor ve neyi destekliyor?
  104. Kazanılan başarı şehir adına bizleri umutlandırdı
  105. Sorunun değil, çözümün parçası olmak hedefimiz
  106. Şehrin derdinden şehrin insanı anlar
  107. Şehre DEVA olabilecek mi konuşulan isimler?
  108. Konuşabilmek gelişmenin ön şartı değil midir?
  109. Uşak’ın nesi meşhur? Daha doğrusu meşhur mu?
  110. Şehre olan sevdamızdır bizi bu yola çıkaran
  111. Anlayabildiğimiz ölçüde olacak, Ramazan ayından kazancımız
  112. İşimiz deveye hendek atlatmaktan zor
  113. Kent konseyi bugün çalışmayacaksa ne zaman çalışacak?
  114. Coronanın unutulan vefalı kahramanları
  115. Yine yaptığı iyiliklerle hatırlanacak bu şehir
  116. İyilik yap iyilik bul
  117. Hepimize düşen aklıselim davranmak…
  118. Gürültü kirliliği bu yaz da kaderimiz olmasın
  119. UMPAŞ’ta en kötü senaryo gündemde
  120. Şehrin birlik fotoğrafında eksiklik yok mu?
  121. Yatırım şehri nasıl oldu da faize yöneldi?
  122. Sahi siz bu şehri seviyor musunuz?
  123. Önce alamet-i farikamızı belirlemede birlik olalım
  124. Birlik olmamız zor ama imkânsız değil
  125. Şehirden özür dileyebilmek de bir icraattır!
Derdimi anlatmak istedim, kimseye anlatamadım

”Çıkmıyor nefesim, kısıldı sesim, kendimi kimseye anlatamadım. Şaşırmış kalmışım bin türlü dertle, boynumu bükerek yaşadım ben de, derdimi kimseye anlatamadım. Çektiğim çileyi en yakın dosta anlatmak istedim anlatamadım” demiş Müslüm Baba.

“Anlamak masraflı iştir; emek ister, gayret ister, samimiyet ister. Yanlış anlamak kolaydır oysa. Biraz kötü niyet, biraz da yetersizlik kâfidir” diyerek durumu özetlemiş aslında Sezai Karakoç.

Gazeteciler olarak da en büyük derdimiz bu aslında, anlaşılamamak… Bir tarafta gördüğün yanlışlıkları niye yazmıyorsun diye suçlanmak, diğer tarafta da yazdığın için suçlanmak.

Yazdığımız olumsuzluklara karşı “bana iftira atıyor” suçlaması yapan kişinin, karşı karşıya gelince de “yaptım ama bir sor niye yaptım” savunmaları…

“Yazma demiyoruz, yaz ama karşı cenahın yanlışlıklarını yaz, bizimkileri yazıp da aramızda nifak çıkarma” şeklinde nasihatler. Görüyorum, duyuyorum, biliyorum ama “O” bizden mantığı…

Ve bir de “Bunları yazmak için uygun zaman kollasaydın; ayağına kurşun sıkıyorsun, olumsuzluklarını yazdığın kişi şu an çok güçlü, yarın düşmeye yakın yazarsın, bir tekme de sen vurursun” mantığı…

 

ANLAMAK, SORUNLA YÜZLEŞMEYİ GEREKTİRİR

Beni son zamanlarda en çok yıpratan ve şaşırtan şey bu oldu sanırım. Yazılarımda nazik bir dil kullanmama ve yapıcı eleştirilerde bulunmama rağmen bazıları neden söylediklerimi anlamaya, aktardıklarımı görmeye yanaşmaz?

Aslında bunun çok basit bir açıklaması var: Anlamak işlerine gelmez, anlarlarsa, çözüm üretmeleri ve değişmeleri gerekir, anlarlarsa, konu ile ilgili kendilerini kötü hissedebilirler…

Anladığını göstermek, ihtiyaçla ya da sorunla yüzleşmeyi doğurur. Çoğu insan bu yüzleşmeyle hazır olmadığını düşündüğü için anlamak istemez.

 

İLETİŞİM İÇİN ANLAŞILMAK TEMEL UNSUR

Anlaşılmak keyifli bir duygudur aslında. Duygudaşlık ve fikirdaşlık oluşturur. İnsanı birbirine ısındırır, yakınlaştırır. İnsan anlaşıldığı kişileri daha çok arar, yanında olmak ister, çekici bulur.

İletişim ve sağlıklı ilişkiler için anlaşılmak temel unsurdur. Anlamak ile ilgili direncimizle yüzleşmeli ve anlaşılmanın onaylanmak olmadığını bilmeliyiz. Anlaşılmak için ikna etmeye başvurmadan doğal bir süreç içinde bu durumun oluşmasını zor da olsa kabul etmeliyiz.

 

YANLIŞLARI SÖYLEMEK SADECE GAZETECİLERİN GÖREVİ DEĞİL

Gazeteciler olarak işimiz çok zor vesselam… Herkes kendi istikbalinin ve maddi kazancının peşinde, yanlışlıkları dile getirmek sadece gazetecilerin görevi gibi görülüyor, suçlanıyor.

En ufak bir sıkıntıda; memurlar sürgüne uğrarım, koltuğumdan olurum diye ses çıkaramazken, ticaret erbabı da kazancımdan olurum, devletten iş alamam korkusunu yaşıyor.

Bu duygu en muhafazakar bildiğimiz insanlarda bile var; halbuki Allah, Hud Suresi’nde “Yeryüzünde kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’ın üzerine olmasın” diyerek rızka kefil olmuyor mu?

Hz. Ömer’in halife iken “Benim yanlış yaptığımı görürseniz ne yaparsınız?” sorusuna, “Seni kılıcımızla düzeltiriz ey Ömer” diye cevap veren sahabeden, idarecinin her yanlışını “aslında onun niyeti farklı, yanlış anlaşıldı” diyerek tevil etmeye çalışan bir duruma geldik.

Diğer tarafta da idareciler, mahiyetindeki çalışanlarının ve çalıştığı kişilerin rızkıyla ve istikbaliyle oynayarak bir anlamda firavunlaştıklarının farkına varamıyorlar mı?

 

KABAHATİ SÖYLENMEYEN KİŞİ, KABAHATİNİ HÜNER ZANNEDİYOR

Cesaret gösterip, gördüğümüz yanlışlıkları yazdığımızda; yanlışı yapan kişi etrafa “bana iftira atıyor” deyip işin içinden kolayca sıyrılıyor, kimse de bunu sorgulama ihtiyacı bile duymuyor.

Yazıya muhatap kişiyle yüz yüze geldiğimizde de; yazdıklarımızı inkar edememe ve “Yaptık ama bir sor niye yaptık” savunmaları ve her maddeye kılıf arama…

Sorgulamadan vazgeçtik, birçok kişi basireti bağlanıp kör olmuşcasına “kralım sen çok yaşa” moduna giriyor ve bize iki küfür de onlar ediyor. Sadi’nin dediği gibi “Kişiye hatası söylenmezse, kabahatini hüner zanneder” durumu gerçekleşiyor.

Aynı kişiler bizi gördüklerinde de büyük bir mahcubiyetle “doğrusunu söylemek gerekirse senin yazdıklarının hepsi doğru ama…” diyebiliyorlar…

 

YAZACAKSAN SADECE KARŞI CENAHIN YANLIŞLARINI YAZ

Bir sıkıntımız da “Sana yazma demiyoruz, yaz ama sadece karşı tarafın yanlışlarını yaz, bizim tarafın yanlışlarına kör ol” tavrı. “Yazdıkların camiamızda nifaka sebep oluyor” da işin güzellemesi…

Ne kadar zor ve veballi bir durum ya; sürekli karşı tarafı eleştirmek ve kendi camiasının yanlışlarını görmemek, görüp eleştirmemek ve hatta yanlışı tevil edip bilakis savunmak…

Bir yanlıştan ötürü bir cenahı eleştirdiğinde, “senin cenahın da şurada aynı hatayı yapıyor, hatta daha büyüğünü” suçlamasıyla karşılaşmak. “Sen benim yanlışımı görme, ben de seninkini” modu…

 

ŞİMDİ YAZMAYACAKSAK NE ZAMAN YAZACAĞIZ?

Ve yine bir sıkıntımız da; “Yazdıklarının hepsi doğru ama yazdığın dönem yanlış, yazdığın şahsiyet çok güçlü, bu yazdıklarınla kendi ayağına sıkıyorsun” modu, en çok da yakın dostlarımızın tutumu.

Yanlışı gördüğümüzde yazmayacaksak ne zaman yazacağız, adam ölünce ya da görevden alınınca mı yazacağız anı olarak, o zaman yazmanın kime ne faydası olacak?..

Önüme birçok imkan çıkmasına rağmen memur olmadığıma binlerce kere şükrediyorum. Peygamber Efendimizin “Rızkın onda dokuzu ticarettedir” sözü çok daha anlamlı hale geliyor benim için.

 

EĞRİYE EĞRİ, DOĞRUYA DOĞRU

Eğer ortada yanlış ve usûlsüz bir durum varsa, bunu yapanın hangi cenahtan olduğunun hiç bir önemi olmamalı, bağlı bulunduğu cenah ve işgal ettiği makam yanlışa zırh olmamalı.

Yanlışa yanlış diyebilip eleştirirken, doğruyu, güzeli görmemek, hatta basitleştirip çirkinleştirmek de çok kötü bir hastalık. Yiğidi öldür ama hakkını ver durumu…

Avatar

2 Yorum

Avatar
Dost Haziran 26, 2021 at 11:10 am

Bence yanlış anlaşılmada eleştirenin de suçu var. Eğer eleştirisini kendinde oluşmuş kin, kıskançlık, Haset ve benlik duyguları güdümünde yapıyor; şefkat ve merhamet duygusunun hakim olmadığı bir zihinle yapıyorsa ; niyet hayır akibet hayır düsturuna uymadığı için istenilen etki oluşmayabilir diye düşünüyorum. Yani olumsuz sonuçta iki tarafında etkisi var. Herkes kendi niyetini sorgulamalı.

    Avatar
    admin Haziran 26, 2021 at 11:18 am

    Kimse eleştirilmez değil tabi ki, eleştirilere mantıklı cevaplar verebilmek önemli, memuriyetiyle ve ticaretiyle oynayarak firavunlaşmak çok büyük yanlış. Diğer taraftan da; yanlışa yanlış diyorken aynı kişinin doğrusuna da doğru diyebilmek büyük erdem.

Yorum Yazın