1. 2020 sıkıntılı geçti, 2021’den umutluyuz
  2. Masaya bir de “sivil mantık” koysak…
  3. Yenilenerek ve tazelenerek giriyoruz yeni yıla
  4. Aşçı: Muhalif şehir olmamız, ilk defa Menderes’le işe yaradı
  5. Karabacak: Şehirler kurtlar sofrası gibi, herkes kapabildiğini yemek derdinde
  6. Şehir adına reklamın iyisi kötüsü olur mu? Tabi ki olur
  7. Memiş: Pandemi süreci iyi yönetilemedi, veriler saklandı
  8. Şehrimizi tanıtırken biz nerede yanlış yapıyoruz?
  9. Tarhana festivali Uşak’a hayırlı uğurlu olsun
  10. Dilsiz: Tarhana Uşak’ta değişimin motoru olabilir
  11. Uşak’ı telefon reklamına taşıyan gizli kahraman
  12. Ceylaner: İyi niyetliyiz, naifiz, şeffafız ve eleştiriye açığız
  13. Nasıl olacak bu güce yakın olma arzumuz?
  14. Sezer: İnsan önce yaşadığı şehri sevmeli, şehri için dertlenmeli
  15. Şehir olarak sürekli keşfedilmeyi mi bekleyeceğiz?
  16. Doruk: Bilgi ve birikimimizin şehirde karşılık görmesini istiyoruz
  17. Şehirler de karantinaya girer mi? Girer…
  18. Sahip çıkmazsak Millet Bahçesi, hükümet bahçesi olacak
  19. Öntuğ: Şecerenameler sanayinin Uşak’ta derin köklere dayandığını gösteriyor
  20. Çöp depolama alanına konut yapılacağı iddiası doğru mu?
  21. Demir: Bu şehirde yaşayan herkes bu şehri sahiplenmeli
  22. Liyakatsizliğe de level atlatan kifayetsiz muhterisler
  23. Duygu: Daha iyi bir şehir yönetimi için istişare kanalı açık olmalı
  24. Bu şehrin senin gibi abilere ihtiyacı var
  25. Uşak Şehir Dergisi 24. Sayı
  26. Savaş: Üniversite ve şehir işbirliği için tek yürek olmalıyız
  27. Soytarıyı gazeteciden ayırabilmektir önemli olan…
  28. Turan: Şehirlere mutlaka kadın eli değmeli
  29. Ne olacak bu UMPAŞ’ın hali?
  30. Savaş: Şehir olarak en büyük problemimiz planlama
  31. Her yeni müze, hafızamıza ve geleceğimize yapılan en büyük yatırımdır
  32. Altay: “Geri dönüşüm şehri” yeni çıkış noktamız ve tanıtım sloganımız olmalı
  33. Zafer Yolu Projesi, bölgesel birlikteliğimize destek olacak
  34. Samancı: Yanlış olana itiraz ediyor, doğru bulduğumuza destek veriyoruz
  35. Zaferler, sahip çıkıp aktarabildiğimiz sürece anlamlıdır
  36. Çakın: Ortak akılla birlikte yürümeye çaba sarf ediyoruz
  37. Var mısınız; yeni yılda yenilenmeye ve tazelenmeye?
  38. Şehre dair hikâyesi olan herkesi dinlemeye hazırız!
  39. Fırsat eşitliği diye çıktı, fırsat eşitsizliğine döndü
  40. Sevilip emek verilen her iş, şehri dünyaya açar
  41. Otel olayında kamu menfaati şahsi menfaate feda edilmiş
  42. Şehre dair rüyalarımız da güzeldir bizim
  43. Yaptığınız işteki başarı gösterir şehre olan sevdanızı
  44. Uşaklı ne istiyor ve neyi destekliyor?
  45. Kazanılan başarı şehir adına bizleri umutlandırdı
  46. Sorunun değil, çözümün parçası olmak hedefimiz
  47. Şehrin derdinden şehrin insanı anlar
  48. Şehre DEVA olabilecek mi konuşulan isimler?
  49. Konuşabilmek gelişmenin ön şartı değil midir?
  50. Uşak’ın nesi meşhur? Daha doğrusu meşhur mu?
  51. Şehre olan sevdamızdır bizi bu yola çıkaran
  52. Anlayabildiğimiz ölçüde olacak, Ramazan ayından kazancımız
  53. İşimiz deveye hendek atlatmaktan zor
  54. Kent konseyi bugün çalışmayacaksa ne zaman çalışacak?
  55. Coronanın unutulan vefalı kahramanları
  56. Yine yaptığı iyiliklerle hatırlanacak bu şehir
  57. İyilik yap iyilik bul
  58. Hepimize düşen aklıselim davranmak…
  59. Gürültü kirliliği bu yaz da kaderimiz olmasın
  60. UMPAŞ’ta en kötü senaryo gündemde
  61. Şehrin birlik fotoğrafında eksiklik yok mu?
  62. Yatırım şehri nasıl oldu da faize yöneldi?
  63. Sahi siz bu şehri seviyor musunuz?
  64. Önce alamet-i farikamızı belirlemede birlik olalım
  65. Birlik olmamız zor ama imkânsız değil
  66. Şehirden özür dileyebilmek de bir icraattır!
Cumartesi, Ocak 16, 2021
  1. 2020 sıkıntılı geçti, 2021’den umutluyuz
  2. Masaya bir de “sivil mantık” koysak…
  3. Yenilenerek ve tazelenerek giriyoruz yeni yıla
  4. Aşçı: Muhalif şehir olmamız, ilk defa Menderes’le işe yaradı
  5. Karabacak: Şehirler kurtlar sofrası gibi, herkes kapabildiğini yemek derdinde
  6. Şehir adına reklamın iyisi kötüsü olur mu? Tabi ki olur
  7. Memiş: Pandemi süreci iyi yönetilemedi, veriler saklandı
  8. Şehrimizi tanıtırken biz nerede yanlış yapıyoruz?
  9. Tarhana festivali Uşak’a hayırlı uğurlu olsun
  10. Dilsiz: Tarhana Uşak’ta değişimin motoru olabilir
  11. Uşak’ı telefon reklamına taşıyan gizli kahraman
  12. Ceylaner: İyi niyetliyiz, naifiz, şeffafız ve eleştiriye açığız
  13. Nasıl olacak bu güce yakın olma arzumuz?
  14. Sezer: İnsan önce yaşadığı şehri sevmeli, şehri için dertlenmeli
  15. Şehir olarak sürekli keşfedilmeyi mi bekleyeceğiz?
  16. Doruk: Bilgi ve birikimimizin şehirde karşılık görmesini istiyoruz
  17. Şehirler de karantinaya girer mi? Girer…
  18. Sahip çıkmazsak Millet Bahçesi, hükümet bahçesi olacak
  19. Öntuğ: Şecerenameler sanayinin Uşak’ta derin köklere dayandığını gösteriyor
  20. Çöp depolama alanına konut yapılacağı iddiası doğru mu?
  21. Demir: Bu şehirde yaşayan herkes bu şehri sahiplenmeli
  22. Liyakatsizliğe de level atlatan kifayetsiz muhterisler
  23. Duygu: Daha iyi bir şehir yönetimi için istişare kanalı açık olmalı
  24. Bu şehrin senin gibi abilere ihtiyacı var
  25. Uşak Şehir Dergisi 24. Sayı
  26. Savaş: Üniversite ve şehir işbirliği için tek yürek olmalıyız
  27. Soytarıyı gazeteciden ayırabilmektir önemli olan…
  28. Turan: Şehirlere mutlaka kadın eli değmeli
  29. Ne olacak bu UMPAŞ’ın hali?
  30. Savaş: Şehir olarak en büyük problemimiz planlama
  31. Her yeni müze, hafızamıza ve geleceğimize yapılan en büyük yatırımdır
  32. Altay: “Geri dönüşüm şehri” yeni çıkış noktamız ve tanıtım sloganımız olmalı
  33. Zafer Yolu Projesi, bölgesel birlikteliğimize destek olacak
  34. Samancı: Yanlış olana itiraz ediyor, doğru bulduğumuza destek veriyoruz
  35. Zaferler, sahip çıkıp aktarabildiğimiz sürece anlamlıdır
  36. Çakın: Ortak akılla birlikte yürümeye çaba sarf ediyoruz
  37. Var mısınız; yeni yılda yenilenmeye ve tazelenmeye?
  38. Şehre dair hikâyesi olan herkesi dinlemeye hazırız!
  39. Fırsat eşitliği diye çıktı, fırsat eşitsizliğine döndü
  40. Sevilip emek verilen her iş, şehri dünyaya açar
  41. Otel olayında kamu menfaati şahsi menfaate feda edilmiş
  42. Şehre dair rüyalarımız da güzeldir bizim
  43. Yaptığınız işteki başarı gösterir şehre olan sevdanızı
  44. Uşaklı ne istiyor ve neyi destekliyor?
  45. Kazanılan başarı şehir adına bizleri umutlandırdı
  46. Sorunun değil, çözümün parçası olmak hedefimiz
  47. Şehrin derdinden şehrin insanı anlar
  48. Şehre DEVA olabilecek mi konuşulan isimler?
  49. Konuşabilmek gelişmenin ön şartı değil midir?
  50. Uşak’ın nesi meşhur? Daha doğrusu meşhur mu?
  51. Şehre olan sevdamızdır bizi bu yola çıkaran
  52. Anlayabildiğimiz ölçüde olacak, Ramazan ayından kazancımız
  53. İşimiz deveye hendek atlatmaktan zor
  54. Kent konseyi bugün çalışmayacaksa ne zaman çalışacak?
  55. Coronanın unutulan vefalı kahramanları
  56. Yine yaptığı iyiliklerle hatırlanacak bu şehir
  57. İyilik yap iyilik bul
  58. Hepimize düşen aklıselim davranmak…
  59. Gürültü kirliliği bu yaz da kaderimiz olmasın
  60. UMPAŞ’ta en kötü senaryo gündemde
  61. Şehrin birlik fotoğrafında eksiklik yok mu?
  62. Yatırım şehri nasıl oldu da faize yöneldi?
  63. Sahi siz bu şehri seviyor musunuz?
  64. Önce alamet-i farikamızı belirlemede birlik olalım
  65. Birlik olmamız zor ama imkânsız değil
  66. Şehirden özür dileyebilmek de bir icraattır!
Doruk: Bilgi ve birikimimizin şehirde karşılık görmesini istiyoruz

Doruk: Bilgi ve birikimimizin şehirde karşılık görmesini istiyoruz

“Şehir Konuşmaları”nda İbrahim Ethem Karahan’ın misafiri olan İnşaat Mühendisleri Odası Uşak Şube Başkanı Ali Osman Doruk, “İnşaat mühendisleri olarak yarı kamu hizmeti yürüten bir kurumuz. Bilgi ve birikimimizin yerel yönetimler ve bakanlık nezdinde karşılık görmesini istiyoruz. Yanlış gördüğümüz noktaları eleştirmekten de kaçmadık. Biz meslek ve oda mensupları olarak milletimize devletimize hizmet etmek istiyoruz” dedi.

İnşaat Mühendisleri Odası Uşak Şube Başkanı Ali Osman Doruk’la yaptığımız konuşmayı istifadenize sunuyoruz.

Geçtiğimiz hafta İzmir’de şiddetli bir deprem meydana geldi, İzmir’le birlikte deprem ilimizde de şiddetli bir şekilde hissedildi. Biz de bugün “Şehir Konuşmaları’nda İzmir’de yaşanan depremi, depremin bölgeye etkilerini, Uşak olarak depreme hazır olup olmadığımızı, şehrimizde riskli bölgelerin bulunup bulanmadığını ve de alınabilecek önlemleri konuşalım istiyoruz. Misafirimiz bu alanda yetkin bir isim, İnşaat Mühendisleri Odası Uşak Şube Başkanı Ali Osman Doruk.

Başkanım “Şehir Konuşmaları”na hoş geldiniz.

Hoş bulduk İbrahim Bey

Malumunuz sizinle çocukluk arkadaşıyız, ilkokulu 5 sene birlikte aynı sınıfta okuduk, Mehmetçik İlkokulu’nda. O günden bugüne tanışıklığımız ve dostluğumuz devam ediyor. Bu da 35 yılı aşkın bir süreye tekabül ediyor. Ben de uzun zamandır inşaat sektöründe iş güvenliği uzmanlığı yapıyorum, bir de başkanlığını devam ettirdiğim Uşak İş Sağlığı ve Güvenliği Derneği var. Odanızla birlikte farklı programlar da organize ettik geçtiğimiz yıllarda. İnşallah bundan sonra da güzel ve farklı organizasyonlar yaparız.

Müsaadenizle programa başlayalım…

Siz, Ali Osman Doruk’u nasıl tanıtırsınız, inşaat mühendisliğinin dışında farklı uğraşılarınız var mı?

Aslen Isparta Senirkentliyim. Ancak uzun yıllardır, 44 yıldır Uşak’tayım. Babam devlet memuruydu, uzun yıllar Bayındırlık Bakanlığı’nda görev yaptı. Ben de bir nevi baba mesleğine yöneldim. Yüksek öğrenimimi Denizli’de tamamladıktan sonra Uşak’a geri geldim. Kendimi bildim bileli sevdiğim mesleği yapıyorum. İnsanlarla iyi ilişkiler içinde olan bir insanım. İnsanlarla diyalogu seviyorum. Sosyal sorumluluk gereği işitme engellilerle konuşma kursu aldım. Onlarla konuşma ve anlama düzeyinde iletişim kurabiliyorum. Voleybol oynadım, amatör kümede ikinci üçüncü kümede. Bir dönem boks ile de uğraştım.

 

Geçen hafta İzmir Seferihisar merkezli 6,9 büyüklüğünde bir deprem yaşadık. “Deprem öldürmez, yaşadığınız bina öldürür” şeklinde bir söz var, bu konuda neler söylersiniz?

Öncelikle çok üzüntü verici bir olay yaşadık, İzmir’deki vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet yaralılara acil şifalar diliyorum. Çarşamba günü oda olarak İzmir’e gittik incelemelerde bulunduk. İnşaat mühendisleri İzmir şubesini de ziyaret ettik, depremin yoğun hissedildiği alanları dolaştık. İnsan yaşadığı alanları eliyle afete teşne hale getiriyor bir bakıma. Kaliteli mühendislik hizmeti almazsak ağır hasarlar ve ağır bedeller ödüyoruz. Bir binayı alırken cephe dış görünüş genişliğe bakıyoruz. Bakılması gereken bina hangi yönetmeliği göre yapılmış hangi tip beton kullanılmış. En değerlilerimiz o binanın içinde yaşayacak. Bir bina güvenli mi değil mi nasıl anlarız? Temel parametrelere bakmak lazım. Binanızın 2000 yılından önce yapıldıysa dikkatli olmanız lazım. 2000 yılında bir yönetmelik yürürlüğe girdi, ardından 2018 yılında revize edildi. Hazır beton zorunlu hale geldi. İzmir’de betonun kalitesizliği ve 2000’den önce elle dökülen inşaat betonları binaların ölümcül hale gelmesine yol açtı. Şimdi artık Uşak’ta da hazır beton firmalarından ürün geliyor, İzmir’de de durum böyle olunca kaliteli beton kullanılınca yaşanan sıkıntı sadece duvar çatlağı boyutunda kaldı.

Yeni yönetmeliğe göre yapılmış binalar çok hasar görmemiş ve daha güvenli. Zemin de önemli mi derseniz bölgesel anlamda depremin meydana geldiği İzmir’i ele aldığımızda Manavkuyu’daki ağır hasarlı binalar halk arasında bataklık sazlık zemin yapısına sahip olduğunu biliyoruz. Kayalık bir zeminde olursa depremde en az zararı görüyor. Tarla, sulak arazide, bahçede deprem şiddetini daha fazla hissedersiniz.

 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın İzmir’de deprem bölgesinde yürüttüğü araştırma çalışmalarına İnşaat Mühendisleri ve Mimarlar Odası’nı dâhil etmedi. Bununla ilgili neler söylersiniz?

Deprem cuma günü olduktan sonra İzmir şubesi ile koordineli olarak çevre ve şehircilik müdürlüğüne müracaat ederek katkı sağlayabileceğimizi belirttik. Böyle günlerde üzerimize düşen görevi yapabilmenin telaşındaydık. İzmir’de 26 tane profesyonel ekibimiz var. Sahada çalışmış tecrübeli 300 mühendis gönüllü arkadaşımız var. İl müdürlüğü ilkin bizim de inşaat mühendisine ihtiyacımız var derken, daha sonra dostane teklifimizi geri çevirdiler. Valiliğe, AFAD’a gittik, bize dönüş olmadı. Çarşamba günü ise İzmir’de bulunan arkadaşlarımız tablet eğitimlerine alındı. Ancak sonrasında biz çağrılmadık. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bizim destek önerimizi görmezden gelerek, yapı denetim derneğinden personel talibinde bulundu. Bizler de oda olarak geri dönmedik elbette, İzmir’de Mevlana parkında İzmirlilerin hasar tespit taleplerini karşıladık, gelen vatandaşlarımızı boş çevirmedik.

Uşak, olası yüksek şiddetli bir depreme hazırlıklı mı? Şehir olarak 1999 yılında meydana gelen Marmara depreminden gerekli dersleri alabildik mi?

1999 yılından sonra Uşak gerekli dersi aldı mı demeden önce Türkiye bu dersi aldı mı, imar barışı 2019 yılında tekrarlandı. 20 bin civarında Uşak’ta başvuru var. Eğer sizin projeniz varsa kaçak katınız varsa imara uymayan yapınız varsa bunu projeye uyduruyorsunuz.

Uşak’ta sonradan yapılan 20 bin bina için maalesef çok iyi şeyler söyleyemiyoruz. 1948 yılından beri neredeyse her hükümet döneminde olmak üzere toplam 23 imar barışı yapılmış. İstanbul Marmara depreminde zarar gören yıkılan binalar hep imar aflarından yararlanan binalar. Uşak genelinde biz depremden gereken dersi çıkarıyor muyuz? Yönetmelik değişse de daha iyi binalar olsa da örneğin kamu binalarını denetinde sıkıntılar yaşıyoruz. Yazılı ve sözlü görüşmeler uyarılar yapıyoruz. Hep bize şu dönüşler yapılıyor sahada etkin denetimler yapamıyoruz, personel eksiğimiz var.

 

İl genelinde ve şehir merkezinde riskli bölgeler olarak tarif edebileceğimiz bölgeler var mı?

2000 yılından önce yapılan binalar risk oranı yüksek tabi. Çünkü bu yapılarda hazır beton değil, elle dökülen betonlar kullanılmış, ayrıca imar barışına tabi olanlarda da risk var. Zeminin problemli olduğu yerler var, eski tabakhanenin olduğu şu an üzerinde bulunduğumuz kentsel dönüşüm alanı, ileride devlet hastanesi buralarda zemin suyu seviyesi yüksek. Şiddetli bir depremde zemin sıvılaşması binaların zarar görmesine yol açacaktır.

Uzman odaların görüşlerinin alınması lazım, şimdi binalar tamam uygun ama yıllar içinde zemin suyu bu binaların dayanıklılığını azaltacak belki güçlendirme ihtiyacı duyulacaktır.

Çoban çeşme mevkii, bahçe arası, verimli toprakların olduğu yerler.. Şiddetli bir deprem buradaki yapılara zarar verebilir.

 

Bizim üniversiteye girdiğimiz 90’lı yıllarda inşaat mühendisliğinin bir cazibesi ve halk nezdinde bir itibarı vardı. Bugün ise o cazibe ve itibar kalmadı. Şu anda Afyonkarahisar’ın odanıza eklenmesiyle kayıtlı 900’e yakın inşaat mühendisi var, bu sayı Uşak ve Afyonkarahisar için çok değil mi? Sizin daha önce kontenjanların azaltılması ve tıp ve hukuk fakültelerinde olduğu gibi sınırlama gelmesi yönünde açıklamalarınız vardı.

Maalesef üniversitelerdeki öğrencilerin soru yapma kapasitesi başarı düzeyi düşüyor. Çok yaygın bir yüksek öğretim var, ilçelerde bile okullar açıldı. Oda olarak biz bu konuyu hep gündeme getirdik, öğretim görevlisi laboratuvar eksikliği var kaliteli öğrenci yetişmiyor. Başarı sırası 50 binden düşük olanlar mühendislik tercihi yapamasın, bunun için de bir sınır gelsin diyoruz ancak bir sonuç alamadık. Nitelik önemlidir, binalar depremde hasar almaması için kaliteli mühendislik hizmetine ihtiyaç var. Üniversitelerde inşaat mühendisliği toplam kontenjanı 13 bine yakın ve her yıl bu kadar öğrenci mezun olabilecek demektir bu. Nitelikli öğrenci yetişmezse mesleğe ilk çıktığında ne yapacağını bilmiyor, müteahhitlerin yapı denetim firmalarında çok cüzi ücretlere çalışıyor. Tecrübe yok ancak bir yıllık bir meslektaşımız bile en büyük projeye imza atabiliyor. Bunun yerine yetkin mühendislik şeklinde düzenlenmesi gerekiyor. Çıraklık kalfalık gibi meslekte kendini ispatlamış mühendislerin yanında çalışmasa uzmanlaşması lazım. Pratisyen hekim gibi pratisyen mühendislik olmalı, en az üç yıl böyle bir tecrübe olmalı. Mezun olduktan sonra iş bulabilecek miyim, projeyi doğru yapabilecek miyim? Bu tamamen tecrübe ile alakalı bir konu tabi. Ayrıca mühendislikte de havalimanları, deniz limanları, toplu konutlar vs gibi alanlarda uzmanlıklar, sınıflandırmalar olmalı. Böylelikle meslekte uzmanlığı olan arkadaşlarımızın güvenirliği ortaya çıkmış olur.

 

Bir de eski ismiyle Kent Park, yeni ismiyle Millet Bahçesi isimli bir alanımız var. Geçen haftaki köşe yazımda da dile getirdim. Valilik ve belediye başkanlığı binasının park içindeki tarihi binalara taşınması gündemde. Hatta 24 ağustos tarihinde ihalesi yapıldı Valilik makamının taşınacağı binaların restorasyonunun. Bu kurumlar taşındığında Millet Bahçesi Hükümet Bahçesi olmaz mı? Sizce burada bir yanlışlık yok mu? Mevcut valilik binasının yıkılması gündemde, bina depreme karşı dayanıklı mı?

Geçmiş dönemde Belediye Başkanı Nurullah Cahan ile görüşmelerimiz oldu, kent park diye başlanılan alan hakkında oda olarak ve şahsi olarak mevcut yapıların korunmasını önerdik bu bölgede. Kapalı spor salonunun korunması yönünde görüş bildirdik, amatör kulüpler için çok uygun bir yerdi burası, ulaşımı erişimi kolay. Yeni salon belki iyi ama kulüpler için çok uzak. Hâlbuki spor salonunun testleri yapılmış güçlendirilmesi yapılmıştı. Okulların yıkılması noktasında da görüşmelerimiz oldu. Endüstri meslek, kız meslek ve uşak lisesi şehir içinde öğrenim koyanlar kadar köyden gelen öğrenciler için de merkezi bir noktada idi.

Millet bahçesi, millet otoparkına döndü. Belediye ile görüşmelerimiz devam ediyor. Millet bahçesinde neler yapılacak diye sorduk. Deprem bölgesindeyiz toplanma merkezleri önemli. Ben endüstri meslek mezunuyum, burada hatıralarımız var, birçok insan buralarda okudu, endüstri mesleğin atölyeleri, sergi salonu olabilirdi. Kamu binaları gelince kamunun soğuk yüzü ortaya çıkacak. Aslına uygun bir planın uygulanmasını arzu ediyoruz. Şimdiki hükümet binası şehrin mimari özelliklerini yansıtan bir bina, yeni İl Özel İdaresi Özmerkez de aynı görüntüye sahip.

Aynı bina kullanılabilir yeni düzenlemeler yapılabilir diğer müdürlükler başka binalara aktarılabilir, çünkü halkın ulaşım ve erişimine elverişli. Meydana hakim bir yapı olması da kent kimliği açısından anlamlı.

Depremle ilgili olarak şunları eklemek isterim: Binalarımız etrafımızdaki her depremde ringdeki boksörün aldığı yumruk darbeleri gibi hasarlar alıyor. Hiçbir bina yapıldığı günkü gibi aynı kalmıyor. Binalar yoruluyor bir şekilde. Bu nedenle binaların da bir kimliği ve tarihçesini gösteren bir uygulama olmalı. Yapı elektronik kimlik belgesi diye tabir edebileceğimiz bu uygulamada, her binaya özgü ve sorgulanabilir verilerin yüklendiği bir sistem olmalı. Bu uygulamaya bir an önce geçilmesi lazım. Oda olarak bu uygulamaya ile binanın beton sınıfı, hangi yılda yapıldığı müteahhidin kim olduğu, imar aflarından yararlanıp yararlanmadığı, restorasyon tadilat tamir yapılmış mı oturma var mı vb. bilgiler yüklenmeli ve bu belgelerin de en az iki yılda bir denetlenmesi lazım. Asansör ve araç muayenesinde olduğu gibi.

 

Eski çöp toplama alanının imara açılması toplu konut yapılması hakkında neler söylersiniz?

Projenin hazırlanma safhasında bizden bir görüş istenmedi. Bu noktanın bir kısmı eski çöp depolama alanıydı. Bir kısmı park olarak değerlendirildi bir kısmı da imara açıldı, konut olarak. Dolgu bir zemine, çöp gibi dayanıklılığı olmayan bir alana bina yapılması için zemin sondajlarının falan yapılması lazım. Ha tarım toprağı ha çöp alanı aynı. Tespitlerin yapılması lazım. Günümüzde bu konular çok eleştiriye açık değil, gerekli meslek odalarından görüş alınabilir, siz yine bildiğinizi yapın bu görüşmeler size yerel yönetim olarak güçlendirir..

 

Müteahhitliğe bu sene başı itibariyle bir sınırlama, yeterlilik geldi. Bir de geçen sene başı itibariyle yapı denetim firmalarına sıra sistemi geldi. Bunlar sektöre bir kalite getirir mi?

Bir yönetmelik var, bu kapsamda ticaret odasına para yatıran herkes bir müteahhitlik belgesiyle bu işi yapıyordu. Şimdi tecrübeye dayalı bir sistemi getirmeye çalışıyorlar, olgunlaşan bir uygulama. Yeni bir mezun ile 10 yıllık meslektaşımız aynı geçerliliğe sahip bir diploması var. Tecrübenin iş bitirmelerin ön planda olması lazım. Görüşlerimizi içeren raporlarımızı bakanlığımıza gönderdik, biz oda olarak sorumluluklarımızı yerine getiriyor, görüş ve önerilerimizi ifade ediyoruz.

Yapı denetim ile ilgili yönetmelik değişikliği ile havuz sistemi kullanılıyor, önceden yapı denetim firmaları seçilebiliyordu, şimdi yapı denetim firması inşaata gelip denetlemesini yapıyor, elektronik ortamda beton denetlemesi yapılabiliyor. Bakanlığın geliştirdiği bir sistemle, betonların içine çip konuluyor, beton numuneleri karışmıyor, kesin ve doğru sonuçlar alınabiliyor. 2019 yeni deprem yönetmeliğiyle, yapı denetiminin düzenlenmesiyle daha güvenli binaların yapılmasına doğru ilerliyoruz.

 

Şimdi de iş sağlığı ve güvenliği alanına gelelim. Bizim Uşak İş Sağlığı ve Güvenliği Derneği ve sizin oda olarak programlar da organize etmiştik. İnşaatlarda şu anda neredeyse hiçbir denetim yok. Ben beş yıldır inşaatlarda iş güvenliği uzmanlığı yapıyorum ve 300’den fazla inşaata baktım. Gelen müfettiş sayısı sadece iki, birisi de villa inşaatı. Bu durum da keyfiyet oluşturdu, birçok müteahhit hizmet almıyor. Bu konuda sizce neler yapılabilir?

İş güvenliği çok hassas bir nokta, sonuçta insanın canından daha kıymetli bir şey yok. Yüklediği görev ve sorumluluk çok fazla. Dört dörtlük yaptığınızda ekipman eleman altyapı için yatırım yapıyorsunuz. İşinizi tam yaptığınızda masrafınız çok oluyor. Denetimi yapılmadığı takdirde aşırı cezalar öngörmek göstermelik olarak kalıyor. Örneğin, karayolunda hız limitinin aşılmasında, saatte 120 kilometreyi geçene 10 bin lira ceza var deseniz, kontrol ve denetleme yapmadığınız takdirde bunun bir anlamı ve caydırıcılığı olmaz.

Daha önce iş güvenliği konularında ortak çalışmalar yaptık. Denetim olmadığı sürece amacımıza ulaşamayız. Yeterli personel lazım. Yasaları çıkarmak tek başına yetmiyor, kanunlar çok iyi her şeyi düzenliyor ancak kanunun uygulanıp uygulanmadığını kontrol edemezseniz sonuç alamazsınız. Herkes evraka belgeye bakıyor, sahaya inilmesi denetlemelerin yapılması ve yaptırımların titizlikle uygulanması lazım.

 

Son olarak eklemek istediğiniz nelerdir?

İnşaat mühendisleri olarak yarı kamu hizmeti yürüten bir kurumuz. Eleştiriye açık olmak lazım. Bilgi ve birikimimizin yerel yönetimler ve bakanlık nezdinde karşılık görmesini istiyoruz. Belediyemizle ortaklaşa hasar tespit ile ilgili eğitim verdik. Yanlış gördüğümüz noktaları eleştirmekten de kaçmadık. Biz hangi siyasi fikirde olursak olalım hizmete hazırız. Biz meslek ve oda mensupları olarak milletimize devletimize hizmet etmek istiyoruz.

Davetiniz için teşekkür eder, yayınlarınızda başarılar dilerim.

 

İbrahim Ethem KARAHAN
Gazeteci, Grafiker, A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı, Gazi Üniversitesi Bilgisayar Öğretmenliği mezunu, Bilge Gençlik Eğitim Spor Kulübü Derneği Başkanı, Uşak İş Sağlığı ve Güvenliği Derneği Başkanı, Ege İş Sağlığı ve Güvenliği Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi, Eski Uşak Araştırmaları Derneği Başkan Yardımcısı

0 Yorum

Yorum Yazın